Now Reading: Doğaçlama Eğitiminde 5. Gün:  Temasız Gün (Ama En Çok Temas Ettiğim Yer)

Loading
24 Nisan 2026 / Sevimcan KAYAYURT

Doğaçlama Eğitiminde 5. Gün:  Temasız Gün (Ama En Çok Temas Ettiğim Yer)

svg209

Dün doğaçlama eğitiminde beşinci dersti.
Ve eğitmen derse başlarken çok rahat bir şekilde;

“Bugün belirli bir konumuz yok.” dedi.

İnsan ister istemez düşünüyor:
Güzel. Hayatta da yok zaten.

Ama garip bir şekilde, en “konusuz” gün, benim için en çok şeyin olduğu gün oldu.

Beden formu çalıştık.
Hikâyeler başlattık, bıraktık, başkaları aldı, başka yerlere götürdü.
Nesneleri olması gerektiği gibi kullanmadık.

Bir sandalyeye oturmadık mesela.
Onu masa yaptık.
Bir kalemle yazmadık, onunla konuştuk.
Ortada hiçbir şey yoktu ama hepimiz aynı şeyleri görüyorduk.

Bir noktada şunu fark ettim:

Gerçeklik dediğimiz şey aslında çok da sabit bir şey değilmiş.
Biz neye inanırsak, o.

Ve bu farkındalık hem özgürleştirici hem de hafif tedirgin edici.

Çünkü o zaman şu soru geliyor:

“Ben bugüne kadar neye inanarak yaşadım?”

Son zamanlarda biraz düşünceliyim.

Bunu böyle sakin bir cümleyle geçiştirmek kolay ama aslında tam öyle değil.

Daha çok… içeri çekilmiş gibiyim.
Biraz geri durmuş.
Biraz sessizleşmiş.

Kardeşimi kaybettiğimden beri içimde bir yer oluştu.
Öyle dramatik bir şekilde anlatabileceğim bir şey değil.
Daha çok… sabit bir boşluk gibi.

Orada kalmayı öğrendim.
Hatta biraz alıştım.

İnsan her şeye alışıyor.

Doğaçlama tiyatro ise bu alıştığım yerin tam ortasına geldi.

Ve ilginç bir şey yaptı:

Beni oradan çıkarmadı.
Ama oranın içinde yeni kapılar açtı.

Sahneye çıktığımda hâlâ aynı insanım.
Aynı kayıpla, aynı boşlukla.

Ama bir yandan da:

  • başka biri olabiliyorum
  • başka bir hikâyede yaşayabiliyorum
  • hiç yaşanmamış şeyleri deneyebiliyorum

Orada daha canlı hissediyorum.

Bu biraz ters bir denklem.

Gerçek hayatta bazen donuk hissederken
hayali bir sahnede daha gerçek olmak.

Mantıklı değil.
Ama çalışıyor.

Bugün sahnede bir an oldu.
Hiç düşünmeden bir şey yaptım.

Doğru mu, komik mi, mantıklı mı diye bakmadan.

Sadece yaptım.

Ve o an…
uzun zamandır hissetmediğim kadar “içindeydim.”

Sonra fark ettim:

Ben aslında uzun zamandır kendimi bu kadar bırakmıyormuşum.

Hep biraz kontrol, biraz filtre, biraz “nasıl görünüyorum” hali.

Sahnede bunlar tutmuyor.

Ya oradasın ya değilsin.

Ortası yok.

Bir de şu var:

Sahnede ne istersen o olabiliyorsun.

Bu cümle ilk başta çok klişe geliyor.
Hatta biraz kişisel gelişim kitabı gibi.

Ama sahnede gerçekten böyle.

Ve işin tehlikeli kısmı şu:

Bu çok rahatlatıcı.

Çünkü orada:

  • acı yok
  • hüzün yok demeyeyim ama… daha hafif
  • ağırlık yok

Ya da belki var ama başka bir forma dönüşüyor.

Oynanabilir hale geliyor.

Bugün nesneleri başka şeylere dönüştürdük.


Ve ben istemsizce şunu düşündüm:

Ben de hayatımda bazı şeyleri başka şeylere dönüştürerek yaşıyorum.

  • bir boşluğu meşguliyetle
  • bir acıyı sessizlikle
  • bir eksikliği alışkanlıkla

Belki de bu da bir çeşit doğaçlama.

Ama fark şu:

Sahnede yaptığın şeyin farkındasın.
Hayatta… o kadar değil.

Doğaçlama bana şunu öğretmeye başladı:

Her şey kontrol edilebilir olmak zorunda değil.
Her şey anlamlı olmak zorunda değil.
Her şey düzgün ilerlemek zorunda değil.

Bazen sadece içinde kalmak yetiyor.

Dersten çıktığımda kafam karışmıştı:

Doğaçlama tiyatro benim için sadece bir hobi değil artık.

Biraz:

  • alan
  • biraz kaçış
  • biraz da yüzleşme

gibi bir şey.

Garip bir kombinasyon…

Hayatımda hâlâ kaos var.
Hâlâ eksik olan şeyler var.
Hâlâ cevaplayamadığım sorular var.

Orada, bir yerde,
hiçbir şeyin gerçek olmadığı ama her şeyin mümkün olduğu bir alan var.

Ve ben oraya gidip
bir süreliğine de olsa
başka bir hikâyede yaşayabiliyorum.

Mesele, gerçek hayattan kaçmak değil.

Onunla baş edebileceğin başka bir yer bulmak.

Ben o yeri bulmaya başladım…

Sevimcan Kayayurt

Kendi halinde bir iletişim uzmanı

svg

What do you think?

It is nice to know your opinion. Leave a comment.

Bir Cevap Yazın

Loading
svg

Quick Navigation

  • 1

    Doğaçlama Eğitiminde 5. Gün:  Temasız Gün (Ama En Çok Temas Ettiğim Yer)