Now Reading: Doğaçlama Eğitiminde 2. Gün: Kabul Etmek

Loading
3 Nisan 2026 / Sevimcan KAYAYURT

Doğaçlama Eğitiminde 2. Gün: Kabul Etmek

svg167

Doğaçlama eğitiminde ikinci derse geldik.
Ve bu haftanın konusu:

Kabul etmek.

İlk başta kulağa çok kolay geliyor.
Hatta biraz fazla kolay:

“E tamam, kabul ederim yani. Ne var ki bunda?”

…varmış.

“Ama” Deme Refleksi

Dersin daha başında şunu fark ettim:

Ben aslında sürekli “ama” diyen bir insanım.

Sahnede biri bir şey söylüyor, benim beynim hemen şöyle çalışıyor:

  • “Ama öyle olmaz ki…”
  • “Ama bu mantıksız…”
  • “Ama şimdi bunu nasıl oynayacağız…”

Yani teknik olarak doğaçlama yapıyorum ama iç sesim tam bir proje yöneticisi.

Spoiler: Bu çok işe yaramıyor.

Kabul Etmek = Katlanmak Değil

Dersin en önemli farkındalığı şu oldu:

Kabul etmek, katlanmak değil.

Yani biri sahnede sana saçma bir şey verdiğinde:

“Tamam ya neyse” diye geçirmek değil.

Gerçekten almak.
Gerçekten inanmak.
Ve onunla bir şey yapmak.

Mesela biri sana dedi ki:

“Sen benim 20 yıldır kayıp olan papağanımsın.”

Normal hayatta vereceğin cevap:
“Pardon??”

Ama sahnede:

“Evet… ve geri dönmem biraz zaman aldı çünkü korsanlarla yaşadım.”

İşte burada bir şey oluyor.

Ekip Arkadaşını “Kurtarmak”

Kabul etmenin bir diğer boyutu da bu:

Karşındaki insanı düşürmemek.

Biri sahnede tökezlediğinde, saçma bir şey söylediğinde ya da boşluğa düştüğünde iki seçeneğin var:

  • ya onu yalnız bırakırsın
  • ya da tuttuğu yerden devam ettirirsin

Ve ilginç olan şu:

Herkes birbirini kurtarmaya çalışıyor.

Bu bana biraz garip geldi.
Çünkü alışık olduğumuz dünya biraz daha… farklı.

Saygı: Sahnede Başlayan Bir Şey

Kabul etmek aslında saygının başka bir hali gibi.

  • fikre saygı
  • insana saygı
  • sürece saygı

Biri bir şey söylediğinde:

“Bu saçma” demek yerine
“Bununla ne yapabiliriz?” demek

Bu küçük fark bütün oyunu değiştiriyor.

Zor Olan Kısım: Kontrolü Bırakmak

Kabul etmek aslında şunu gerektiriyor:

Kontrolü bırakmak.

Çünkü kabul ettiğin an:

  • yön değişebilir
  • hikâye saçma bir yere gidebilir
  • sen planladığın şeyi oynayamazsın

Ve sanırım en zor kısım bu.

Günlük Hayata Küçük Bir Transfer

Ders sırasında bir an şöyle düşündüm:

Biz bunu neden normal hayatta yapmıyoruz?

  • biri bir fikir söylüyor → “ama”
  • biri bir şey anlatıyor → “ama aslında…”
  • biri bir şey öneriyor → “ama bu zor”

Sanki refleks olarak kesiyoruz.

Belki de biraz daha “evet, ve…” demek gerekiyor.

Dersin Özeti (Kısa ve Acı)

  • Kabul etmek kolay değil
  • “Ama” demek çok kolay
  • İnsanlar düşürülmek istemiyor
  • Ve birlikte bir şey kurmak, tek başına haklı olmaktan daha iyi

İkinci dersten çıktığımda şunu düşündüm:

Ben aslında iyi bir dinleyici olduğumu sanıyordum.
Değilmişim.

Çünkü dinlemek sadece duymak değilmiş.
Kabul etmekmiş.

Ve sanırım bu işin en garip kısmı şu:

Sahnede öğrendiğin şeyler,
yavaş yavaş hayatına sızmaya başlıyor.

Biraz tehlikeli.
Ama güzel.

Sevimcan Kayayurt

Kendi halinde bir iletişim uzmanı

svg

What do you think?

It is nice to know your opinion. Leave a comment.

Bir Cevap Yazın

Loading
svg

Quick Navigation

  • 1

    Doğaçlama Eğitiminde 2. Gün: Kabul Etmek