Mizahın çok gürültülü bir şey olduğuna bizi uzun yıllardır ikna ettiler. Kahkaha ne kadar yüksekse şaka o kadar başarılı, mimikler ne kadar büyükse komedyen o kadar yetenekli, ses tonu ne kadar yükseliyorsa anlatılan hikâye o kadar komik kabul edildi. Komedi dediğimiz şey sanki sürekli dikkat çekmek zorundaymış gibi anlatıldı. Oysa dünyanın en iyi şakalarından bazıları neredeyse hiç ses çıkarmaz. Hatta bazen şaka yapıldığını bile birkaç saniye sonra fark edersiniz. Beyniniz önce söylenen cümleyi ciddiye alır, sonra içinde bir şeylerin yanlış olduğunu hisseder ve en sonunda sessizce gülmeye başlarsınız. İşte deadpan humor tam olarak bu gecikmeli kahkahanın üzerine kuruludur. O kadar sakindir ki bazen komik olan şey söylenen cümle değil, o cümlenin söylenme şeklidir.
Belki de bu yüzden deadpan mizahı açıklamak diğer mizah türlerinden daha zordur. Çünkü burada espri, kendisini ele vermez. Size göz kırpmaz. “Bak burada gülmen gerekiyor.” demez. Şaka yapılmış gibi davranmaz. Hatta çoğu zaman şaka yapmıyormuş gibi davranır. Siz de bir süre sonra bunun farkına varırsınız. Acele etmeyin. Deadpan mizahın da zaten pek acelesi yoktur.
Şaka Yapmıyormuş Gibi Şaka Yapabilmek
Deadpan humor çoğu zaman “dry humor” yani kuru mizahla karıştırılıyor. Aslında akraba sayılırlar ama aynı kişi değiller. Dry humor daha çok zekice yazılmış, ince ve alaycı cümleleri kapsarken, deadpan’in temel özelliği teslim biçimidir. Ses tonunuz değişmez. Yüzünüz değişmez. Duruşunuz değişmez. Dünyanın en saçma cümlesini, elektrik faturasını okur gibi söylersiniz.
Bir arkadaşınız size “Dün araba takla attı.” dediğinde normal tepki şaşırmaktır. Deadpan mizah ise aynı olayı, “Park sorunu çözüldü.” diyerek anlatabilir. Şaka burada kelimelerde değil, yaşanan olayla verilen tepki arasındaki orantısızlıktadır. Beynimiz büyük olaylara büyük duygular bekler. Büyük bir felaket varsa panik bekler, büyük bir başarı varsa coşku bekler. Beklediğini bulamayınca birkaç saniyelik bir boşluk yaşar. Kahkaha işte o boşlukta ortaya çıkar.
Psikologların yıllardır üzerinde çalıştığı mizah teorilerinden biri olan “beklenti ihlali” yaklaşımı da bunu söyler. İnsan zihni sürekli tahmin üretir. Bir cümle başladığında nasıl biteceğini, bir hikâye anlatıldığında nasıl sonuçlanacağını öngörmeye çalışır. Deadpan ise o tahmini bozarken bunu büyük bir gösteriyle yapmaz. Sessizce yapar. Bu yüzden de etkisi bazen fiziksel komediden daha uzun sürer. Şaka bittikten sonra bile beyniniz çalışmaya devam eder. Bir bakmışsınız, markette domates seçerken aklınıza geliyor ve kendi kendinize gülüyorsunuz. Çevrenizdekiler sizi tanımıyorsa sorun yok. Tanıyorlarsa zaten alışmışlardır.
Buster Keaton Hiç Gülmedi. Biz Hâlâ Gülüyoruz.
Deadpan mizahın köklerini aramaya başladığınızda karşınıza ilk çıkan isimlerden biri Buster Keaton oluyor. Sessiz sinemanın en büyük ustalarından biri olarak kabul edilen Keaton’ın yüzü neredeyse hiç değişmezdi. Üzerine ev yıkılırdı, trenin önüne düşerdi, çatılardan atlardı ama sanki birazdan ekmek almaya çıkacakmış gibi sakindi. Bu yüzden ona “The Great Stone Face” yani “Büyük Taş Surat” denildi.
İşin ilginç tarafı, Keaton’ın bu ifadesizliği aslında oyunculuk eksikliği değil, olağanüstü bir oyunculuk kontrolüydü. Çünkü komedi oynayan bir oyuncunun gülmemesi, çoğu zaman gülmesinden daha zordur. İnsan refleks olarak seyircinin duygusunu paylaşmak ister. Keaton bunu yapmadı. O, seyircinin yerine gülmedi. Seyircinin gülmesine alan bıraktı.
Bugün sosyal medyada sürekli gördüğümüz “😐” emojisinin sinemadaki karşılığı büyük ihtimalle Buster Keaton olurdu. Muhtemelen o da buna fazla tepki vermezdi.
Leslie Nielsen ve Ciddiyetin Komik Olabileceğini Kanıtlayan Adam
Benzer bir ustalığı Leslie Nielsen’de görüyoruz. “The Naked Gun” filmlerini izlediğinizde komik olan şey Nielsen’in davranışları değildir. Tam tersine, hiç komik davranmamasıdır. Etrafında akıl almaz olaylar yaşanırken o, resmi bir polis raporu okur gibi konuşur. Patlamalar olur, insanlar koşar, arabalar birbirine girer ama onun ses tonu değişmez.
Aslında Nielsen kariyerinin büyük bölümünde dramatik roller oynadı. Belki de bu yüzden komedisi bu kadar güçlüydü. Çünkü karakteri hiçbir zaman komik olduğunu bilmiyordu. Deadpan mizahın temel kuralı da budur zaten. Karakter şakanın içinde değildir. Şakanın dışındaki tek kişi odur. O her şeyi normal kabul eder. Normal olmayan ise dünyanın geri kalanıdır.
Bazen kurumsal hayatta da buna benzer anlar yaşıyorum. Beş farklı departmanın üç haftadır çözemediği bir problemi anlatırken biri son derece sakin bir ses tonuyla “Biraz gecikmişiz.” diyor. Biraz mı? Evet, biraz. Takvim aynı fikirde olmayabilir ama tartışmanın kimseye faydası yok.
İngilizler Mizah Yapmıyor Gibi Görünüyor. Çünkü Yapıyorlar.
Deadpan mizah denildiğinde İngiliz kültüründen bahsetmemek büyük eksiklik olur. Douglas Adams’ın romanlarını okurken ya da Ricky Gervais’i izlerken dikkatinizi çeken ilk şey, kimsenin komik olmaya çalışmıyor gibi görünmesidir. Dünya sona erebilir, uzaylılar gezegeni işgal edebilir ya da hayatın anlamı bulunabilir; anlatıcı bütün bunları mahallede yeni bir fırın açılmış gibi aktarır.
Belki de İngiliz mizahını güçlü yapan şey tam olarak budur. Olayların absürtlüğünü büyütmek yerine küçültürler. Felaketleri dramatikleştirmezler. Normalleştirirler. Böylece trajediyle mizah arasındaki çizgi görünmez hâle gelir.
Bunu ilk kez fark ettiğimde, yıllardır insanların neden İngiliz dizilerinin “garip ama komik” olduğunu söylediğini de anlamış oldum. Garip olan diziler değildi. Biz, her şakanın üzerine kırmızı ok koymaya alışmıştık.
Deadpan Zeki İnsanların Mizahı mı?
Bu soru internette sık sık tartışılıyor. “Deadpan mizahı anlamak için yüksek IQ gerekir.” gibi cümleler dolaşıyor. Hayır. O kadar romantik bir durum yok.
Ancak araştırmalar, ince mizah biçimlerinin dil işleme, bağlam kurma ve bilişsel esneklik gibi becerilerle ilişkili olduğunu gösteriyor. Çünkü burada şakaya ulaşmak için dinleyicinin de küçük bir zihinsel yolculuk yapması gerekiyor. Espri size hazır servis edilmiyor. Birleştirmeniz gereken parçalar bırakılıyor.
Belki de deadpan mizahın en sevdiğim tarafı bu. Okuyucuya ya da izleyiciye güveniyor. Her şeyi açıklamıyor. Her cümlenin sonuna parantez açıp “Burada ironi yaptım.” demiyor. Günümüzde bunun ne kadar değerli olduğunu fark etmek için sosyal medyada beş dakika geçirmeniz yeterli. İnsanlar artık esprilerinin sonuna bile açıklama ekliyor. Şaka için kullanım kılavuzu yazılan bir çağdayız. Bir sonraki adım muhtemelen garanti belgesi olur.
Wednesday Addams’ın Bu Kadar Sevilmesinin Sebebi Karanlık Olması Değil
Wednesday karakteri çoğu zaman gotik estetiğiyle anılıyor ama bence asıl başarısı bambaşka bir yerde. O, dünyanın en tuhaf olaylarını odadaki en sıradan gelişmelermiş gibi karşılıyor. Başkalarının dehşete düştüğü anlarda ses tonunu değiştirmemesi karakteri komik yapan temel unsur.
İşin ironik tarafı, yetişkin hayatı da zamanla buna benzemeye başlıyor. Pazartesi sabahı bilgisayar açılmıyor, müşteriden “çok küçük bir revize” maili geliyor, internet kesiliyor, kahve makinesi bozuluyor ve günün daha ilk saati. Bir noktadan sonra insanın verebileceği tek gerçekçi tepki, “Yoğun bir güne benziyor.” oluyor. Çığlık atmanın verimliliği artırdığına dair elimizde bir araştırma yok. Olsa ilginç olurdu.
İnternet Neden Hepimizi Biraz Deadpan Yaptı?
Bir zamanlar internet büyük başlıkları seviyordu. “Şok!”, “İnanamayacaksınız!”, “Hayatınızı değiştirecek gerçek!” gibi cümleler her yerdeydi. Sonra insanlar yoruldu. Sürekli sansasyon tüketen bir beynin, bir süre sonra sansasyona karşı bağışıklık geliştirmesi çok şaşırtıcı değil.
Bugün milyonlarca beğeni alan paylaşımların önemli bir kısmı tek cümleden oluşuyor. Bir ayının markete girdiği videonun altına sadece “Alışveriş.” yazılıyor. Bir roket patlıyor, açıklama kısmında “Plan güncellendi.” yazıyor. Bir kedi toplantının ortasında klavyenin üzerine çıkıyor ve paylaşımın başlığı “Yönetim değişikliği.” oluyor.
Belki de internetin dili değişmedi. Biz değiştik. Sürekli büyük tepkiler vermekten yorulduk. Bir noktadan sonra omuz silkmek, bağırmaktan daha anlamlı gelmeye başladı.
Deadpan ve Absürdizm Aynı Masada Oturur
Albert Camus, hayatın anlamsızlığını anlatırken insanların yine de yaşamaya devam etmesini absürd olarak tanımlıyordu. Deadpan mizah ise bana hep bunun günlük hayattaki karşılığı gibi geliyor. Hayatın anlamsızlığını çözmeye çalışmıyor. Onunla kavga etmiyor. Sadece yanına oturuyor ve çayını içiyor.
Belki de bu yüzden deadpan mizah çoğu zaman karanlık görünür ama aslında umutludur. Çünkü felaketi inkâr etmez. Sadece felaketin bütün sahneyi ele geçirmesine izin vermez. “Evet, durum kötü.” der. “Şimdi kahve molası verelim.”
İnsan zihni bazen tam da buna ihtiyaç duyuyor. Her şeyi çözmeye değil, her şey çözülene kadar yaşamaya devam etmeye.
Peki Ben Neden Deadpan Mizahı Bu Kadar Seviyorum?
Çünkü bu mizah biçimi bana güven veriyor. Beni sürekli güldürmeye çalışmıyor. İkna etmeye çalışmıyor. Bağırmıyor. Algoritmaların yaptığı gibi dikkatimi satın almaya uğraşmıyor. Sessizce oturuyor ve doğru zamanda tek bir cümle kuruyor.
Belki yaş aldıkça insanın mizah anlayışı da değişiyor. Eskiden en çok güldüğüm şeyler, bugün bana fazla gürültülü geliyor. Şimdi ise biri dünyanın en büyük kaosunu son derece ciddi bir ifadeyle “İlginç bir gelişme.” diye özetlediğinde daha çok gülüyorum. Çünkü hayatın kendisi de biraz böyle çalışıyor. En büyük değişimler çoğu zaman büyük müziklerle gelmiyor. Bir telefon çalıyor. Bir e-posta geliyor. Doktor odasına giriyor. Bazen bir cümle duyuyorsunuz ve hayatınız ikiye ayrılıyor. Hayat bunu hiç dramatik anlatmıyor. Biz sonradan dramatikleştiriyoruz.
Belki deadpan mizahın bana bu kadar yakın hissettirmesinin nedeni de bu. Hayatı olduğu gibi kabul ediyor ama ona teslim olmuyor. Trajediyi reddetmiyor ama trajedinin tek anlatı biçimi olmasına da izin vermiyor. Dünyanın bütün karmaşasının ortasında sakin kalmaya çalışmıyor; sadece ses tonunu yükseltmiyor.
Yetişkinliğin en gerçekçi tanımı da bu olabilir. Her şey yolundaymış gibi davranmak değil. Her şeyin bazen gerçekten yolunda gitmediğini kabul edip yine de çayını demlemek, bilgisayarını açmak ve hayatın sana sıradaki sürprizini göstermesini beklemek.
Muhtemelen gösterecek.
Çok şaşırmayacağım.






What do you think?
It is nice to know your opinion. Leave a comment.