Now Reading: Çığlık Sessizlik Olmadan: Şiddet, İfşalar, Femicide ve Feminist Mücadele

Loading
7 Eylül 2025 / Sevimcan KAYAYURT

Çığlık Sessizlik Olmadan: Şiddet, İfşalar, Femicide ve Feminist Mücadele

svg211

Ben bu satırları yazarken içimde tarifi zor bir öfke ve derin bir korku var. Çünkü kadın olmak, bu ülkede her gün dikenlerin üzerinde yürümek gibi. Geceleri eve dönerken arkamdan gelen ayak sesini duyduğumda kalbim hızlanıyor. Bir yabancının bakışı bile “acaba bugün bana da bir şey olacak mı?” sorusunu beynime kazıyor. Evde, işte, sokakta, otobüste, metrobüste… Kadının güvenli alanı yok.

Bazen televizyonda gördüğüm bir haber, sosyal medyada önüme düşen bir ifşa, içimdeki korkuyu daha da büyütüyor. Çünkü biliyorum: Kadınlar aşağılanıyor, susturuluyor, öldürülüyor. Bir kadının “hayır” demesi, “ben istemiyorum” demesi, özgürlüğünü istemesi ölüm fermanı olabiliyor. Ve biz, her yeni haberle birlikte aynı acıyı yaşıyoruz: “Yine mi?”

Kızgınım. Çünkü biz kadınlar hâlâ en temel hakkımızı talep etmek zorundayız: Yaşamak. “Ölmek istemiyorum” cümlesi bu toprakların en korkunç sloganı oldu. Her yeni kadın cinayeti, her yeni ifşa, bize aynı şeyi söylüyor: Bu sadece bireysel sapkınlık değil, bu bir sistem, bu bir düzen.

İşte bu yüzden şiddeti konuşmak, ifşaları dinlemek, istatistiklere bakmak, feminizmin ne anlama geldiğini tartışmak zorundayız. Çünkü susmak, şiddetin en sessiz ortağıdır.

Hadi en temel tanımlardan başlayalım;

Şiddetin Yüzleri

Dünya Sağlık Örgütü şiddeti şöyle tanımlar:
“Bir kişinin kendisine, başkasına, topluluğa ya da gruba karşı, yaralanma, ölüm, psikolojik zarar, gelişim bozukluğu veya yoksunlukla sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel olan kasıtlı fiziksel güç ya da baskı kullanımı.”

Bu tanımı açarsak:

  • Fiziksel şiddet: Yumruk, tokat, tekme, öldürme girişimi.
  • Cinsel şiddet: Taciz, tecavüz, istem dışı temas, zorla çıplak bırakılma.
  • Psikolojik şiddet: Aşağılama, hakaret, gaslighting, kontrol etme, yalnızlaştırma.
  • Ekonomik şiddet: Kadının çalışmasına izin vermemek, parasını elinden almak, yoksun bırakmak.

Şiddet, yalnızca bedeni değil, ruhu da paramparça eder.

Güncel İfşalar: Sessizliğin Yırtıldığı Anlar

Türkiye’de son aylarda sosyal medya, sanat ve kültür çevresindeki taciz ve istismar ifşalarıyla çalkalandı. Kadınlar, fotoğrafçılardan yazarlara, yayıncılardan sanatçılara kadar uzanan bir zincirde, yaşadıkları baskı, manipülasyon ve cinsel istismar deneyimlerini açıkladılar.

Bundan birkaç yıl önce #sendeanlat etiketiyle de benzer bir dalga yaşanmıştı. Kadınlar, sokakta, okulda, otobüste, işyerinde karşılaştıkları gündelik tacizleri dile getirmişti. Bu paylaşımlar, tacizin sıradanlaştırıldığı ve normalleştirildiği bir toplumda büyük bir yüzleşme alanı yarattı.

Sosyal medya, kadınların yıllardır susturulan çığlığını duyurdukları bir alan haline geldi.

İstatistiklerle Şiddetin Boyutu

  • Türkiye’de her 10 kadından 4’ü yaşamının bir döneminde eşi veya partnerinden fiziksel ya da cinsel şiddet gördüğünü söylüyor.
  • Psikolojik şiddet, fizikselden daha yaygın: Kadınların %75’e kadarı duygusal şiddete maruz kalıyor.
  • 2013–2024 arasında 1,4 milyon kadın, resmi kayıtlara geçen aile içi şiddet mağduru oldu.
  • Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu verilerine göre:
    • 2019’da 474 kadın öldürüldü.
    • 2024’te sayı 394’e inse de bu hâlâ korkunç bir tablo.
    • Öldürülen kadınların %57’si kendi evlerinde, yani en güvende hissetmeleri gereken yerde öldürüldü.

Bunlar yalnızca kayda geçenler. Gerçek sayıların çok daha yüksek olduğunu biliyoruz.

Femicide: Kadın Cinayeti

Femicide” yani kadın cinayeti, kadınların cinsiyetleri yüzünden, kadın oldukları için öldürülmelerini tanımlar. Bu, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin en çıplak, en ölümcül biçimidir.

  • Bir kadın boşanmak istediği için öldürülüyor.
  • Bir kadın “hayır” dediği için öldürülüyor.
  • Bir kadın özgürlüğünü istediği için öldürülüyor.

Femicide, toplumun kadına “senin yaşam hakkın erkeğin iznine bağlı” mesajını verdiği noktadır.

Feminizm: Eşitlik Mücadelesi

Feminizm, kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olması gerektiğini savunan düşünce ve mücadele hareketidir. “Feminizm erkek düşmanlığıdır” diyenler ya bilmiyor ya da bilerek çarpıtıyor. Bu konunun detaylarını daha önceki yazılarımda uzun uzun anlatmıştım; burada ve burada bulabilirsiniz.

Feminizm şunu söyler:

  • Kadınlar öldürülmesin.
  • Kadınlar çalışabilsin, eğitim alabilsin.
  • Kadınlar tacize, tecavüze, mobbinge uğramasın.
  • Kadınların sesi susturulmasın.

Feminizm, aslında en insani taleptir: Yaşamak, eşit olmak, özgür olmak.

Mağdurların Anonim Sesleri

“Her sabah aynı otobüste tacize uğruyorum. İnsanlar bakıyor ama kimse bir şey demiyor.”
– İstanbul’dan bir üniversite öğrencisi

“Kocam bana vurmadığında seviniyorum. Vurmadığı günler, mutlu günlerim.”
– Anonim kadın, aile içi şiddet mağduru

“Bir erkek arkadaşım olmadı çünkü hep korktum. Taciz eden amcamdan, laf atan öğretmenimden, işyerinde üstüme gelen patrondan.”
– 20’li yaşlarda bir genç kadın

Bu sesler, rakamların ötesinde gerçeğin kendisi.

Neden Oluyor?

  • Toplumsal cinsiyet eşitsizliği: Kadının ikinci sınıf görülmesi.
  • Patriyarka: Erkek egemen düzenin kadını baskı altında tutması.
  • Cezasızlık: Kadın katillerinin çoğu indirim alıyor, adalet mağduru korumuyor.
  • Toplumun suskunluğu: Tanık olanlar ses çıkarmıyor, mağduru suçluyor.
  • Ekonomik bağımlılık: Kadın, erkeğe bağımlı bırakılıyor.

Şiddet bireysel değil, sistematik.

Ne Yapabiliriz?

  • Eğitim: Çocuklara erken yaştan itibaren toplumsal cinsiyet eşitliği öğretilmeli.
  • Yasal düzenlemeler: İstanbul Sözleşmesi uygulanmalı, cezalar caydırıcı hale getirilmeli.
  • Toplumsal destek: Mağdura değil, faile hesap sorulmalı.
  • Dayanışma: İfşa eden kadınlara destek olunmalı.
  • Psikolojik destek: Mağdurlar ücretsiz ve erişilebilir terapi imkanına sahip olmalı.
  • Dijital güvenlik: Platformlar taciz ve şiddet içeriklerine karşı daha güçlü önlemler almalı.

Kızgınım. Çünkü hâlâ kadınların hayatı pazarlık konusu ediliyor. Çünkü kadınlar öldürüldüğünde failler kravat takıyor diye indirim alıyor. Çünkü her yeni cinayette “ama o da şöyle yapmış” denilerek mağdurlar suçlanıyor.

Kızgınım. Çünkü çocuk yaşta kızlar evlendiriliyor, kadınların hayatı “namus” bahanesiyle gasp ediliyor. Çünkü “aileni koru, evini kurtar” denilerek kadınların sırtına yük bindiriliyor.

Ama en çok da korkuyorum. Çünkü o haberlerde gördüğüm kadın ben olabilirim, sen olabilirsin, kız kardeşim, annem, arkadaşım olabilir. Kadın olmak, bu ülkede sürekli tetikte yaşamak demek. Bir gün başına gelecek mi korkusu, her an var.

Biliyorum ki biz sustukça bu düzen büyüyecek. Ama biz konuştukça, direndikçe, yazdıkça, ifşa ettikçe o düzen çatlayacak.

Şiddetin, femicidin, psikolojik baskının normalleştirilmediği bir ülke hayal ediyorum. Kız çocuklarının gece karanlığında korkmadan yürüyebildiği, kadınların “ölmek istemiyorum” diye haykırmadığı bir ülke.

Ve biliyorum: Bu hayal, sadece kadınların değil, hepimizin mücadelesi olmalı. Çünkü kadınların hayatı, erkek egemen düzenin elinde oyuncak değil. Çünkü susmak, şiddetin ortağı olmak demek.

Ben korkuyorum. Ben kızgınım. Ama aynı zamanda inanıyorum: Biz değiştirebiliriz.

Sevimcan Kayayurt

Kendi halinde bir iletişim uzmanı

svg

What do you think?

It is nice to know your opinion. Leave a comment.

Bir Cevap Yazın

Loading
svg

Quick Navigation

  • 1

    Çığlık Sessizlik Olmadan: Şiddet, İfşalar, Femicide ve Feminist Mücadele