Now Reading: Sosyal Psikolojinin Çifte Maskeleri: İki Yüzlülüğün Bilimsel, Komik ve Biraz Acıtan Anatomisi

Loading
26 Kasım 2025 / Sevimcan KAYAYURT

Sosyal Psikolojinin Çifte Maskeleri: İki Yüzlülüğün Bilimsel, Komik ve Biraz Acıtan Anatomisi

svg24

İnsanlar eskiden mağaralarda yaşardı.
Bugün ise sosyal medyada ve büyük sofralarda yaşıyorlar.
Fakat değişmeyen bir şey var:
İnsan, insandan korkuyor.
Bu korkunun yan etkisi olarak da ortaya şu modern davranış çıkıyor:
Arkanda konuşup, yüzüne gülmek.

Bu davranışın görgüsüzlükle bir ilgisi yoktur.
Baya bilimsel temeli vardır.
Hem Freud hem Festinger görse “ben yazmadım ama bu kesin benim alanım” derdi.

1. Sosyal Maske Teorisi – Goffman Gururla(!) Sunar

Sosyolog Erving Goffman’a göre insanlar toplum içinde “sahnede oynayan aktörlerdir.”
Yani herkesin bir rolü, bir maskesi, bir persona’sı vardır.

Bu nedenle:

Sizinle yemek yerken:
“Sen harikasın.”

Siz gider gitmez:
“Aslında karakteri sorunlu.”

Bu kişinin kötü olmasıyla değil,
gündelik hayatta performans beklentisinin artmasıyla alakalıdır.
Kısacası toplum bizi o kadar çok “iyi insanı oynamaya” zorluyor ki,
gerçek duygu ve düşünceler mutfakta servis ediliyor.

2. İki Yüzlülük = Bilişsel Çelişki + Sosyal Onay İhtiyacı

Leon Festinger’in “Cognitive Dissonance” (Bilişsel Çelişki) teorisine göre:
Bir insan hem sizi sevdiğini iddia edip hem dedikodu yapıyorsa,
beynindeki “tutarlılık alarmı” çalmaya başlar.

Ne yapar?
Kendini aklamak için hikâyeyi yeniden yazar:

  • “Ben kötü bir şey söylemedim ki, sadece doğruları söyledim.”
  • “Ben onu düşünüyorum aslında.”
  • “Ben niyet olarak iyiyim.”/”Ben seni korumaya çalışıyorum.”

Beyindeki mantık merkezi böyle anlarda tatile çıkar;
yerine “Kendini Kandırma Departmanı” geçici görevle çalışır.

Bu yüzden iki yüzlü insanlar inanılmaz derecede tutarlıdır:
Kendi çelişkilerinde.

3. Sosyal Kaynak Yönetimi – İnsanların Fayda Üzerinden İletişim Kurması

Modern sosyal psikolojiye göre insan ilişkilerinin büyük bölümü “kaynak değişimi” üzerine kuruludur.
Buna Social Exchange Theory (Sosyal Değişim Kuramı) denir.

Bu kurama göre insanlar sürekli şunu hesaplar:

  • “Bu kişi bana ne katıyor?”
  • “Bu ilişkiden ne kazanıyorum?”
  • “Bu masada yanında durmamın çıkarı ne?”

Bu yüzden:
Yüzüne gülerken “kazanım var.”
Arkandan konuşurken “tehdit yok.”

Nefret ettikleri insanlar ile takipleşir, konuşur, belli bahaneler ile bir araya gelebilirler. Bunun için de aklınıza gelmeyecek kılıfları vardır.

Yani davranışın kökünde saflık değil,
çok pratik bir hesap kitabı vardır.
Kağıt üstünde ekonomi okuyan, ruhen trol olan insan tipi.

4. Projeksiyon – Suçun Psikolojik Olarak Karşı Tarafa Atılması

Freud’un tanımladığı projection mekanizması:
Kişinin kendi kusurlarını başkasına atfetmesidir.

Örnekler bilimsel ve her gün yaşadığımız türdendir:

Mesela arkadaşına şöyle der:

“Bence o çok kıskanç biri.”

Kim kıskanç?

Kendisi.

“Aşırı fesat.”

Kim fesat?

Kendisi.

“Çok dedikoducu.”

Kim?

Tahmin edelim mi?

Bu davranışın amacı:
Egonun kendi çirkinlikleriyle yüzleşmesini engellemek.
Yani kişi kendi kendinin hem savcısı hem avukatıdır;
gerçekle ilişkisi ise tamamen “uzaktan akrabalık” düzeyindedir.

5. Sosyal Tuzak: Yüzeysel İletişim Kültürü

Modern ilişkilerin çoğu yüzeysel bağlar üzerine kurulu.
Sosyal medya, hızlı iletişim, kalabalık sofralar…
Hepsi aynı şeyi besliyor:

“Derin bağ kurma, yüzeyde dur; hem yorulmazsın hem risk almazsın.”

Bu nedenle:

  • Yüzüne gülümsemek kolaydır,
  • Arkandan konuşmak daha da kolaydır,
  • Karşında dürüst olmak ise hem enerji ister hem de cesaret.

Günümüz insanında bu ikisinin kronik eksikliği vardır.

**6. Neden Aynı Sofrada Oturabiliyorlar?

Çünkü Sofralar Sosyal Barış Bölgesidir**

Antropologlara göre yemek paylaşmak, insanların en eski ritüellerinden biridir.
Ve “sofra”, geçici ateşkes alanıdır.

Dünyanın neresine gidersen git:

  • Sofrada kavga edilmez,
  • Sofrada düşmanlık yapılmaz,
  • Sofrada herkes “biz” taklidi yapar.

Bu yüzden iki yüzlü insan, seni yerken o masada yemeğe devam eder.
Sosyolojik gerekçe net:
Masada rol yapılır, gerisi kuliste konuşulur.

**7. İki Yüzlülük Bir Karakter Bozukluğu mu?

Hayır. Bir Çağ Semptomu.**

Araştırmalar gösteriyor ki:
Modern toplumda insanlar giderek daha fazla:

  • sosyal olarak kaygılı,
  • duygusal olarak tükenmiş,
  • ilişkisel olarak yüzeysel,
  • psikolojik olarak savunmacı hale geliyor.

Bu da iki yüzlülüğü bir bireysel patoloji olmaktan çıkarıp,
toplumsal bir davranış biçimine dönüştürüyor.

Yani sorun tek tek insanlarda değil;
toplumun “duygusal ekonomi” sisteminde.

İnsanların Arkandan Konuşması Sürpriz Değil, Beklenen Bir Davranış

Psikoloji bize şunu söylüyor:

İnsanların yüzüne söylediği şey samimiyet değil, stratejidir.
Arkadan söyledikleri ise gerçek duyguya daha yakındır.

Bu acı olabilir, ama bilimsel olarak doğrudur.

Bu yüzden:
Bir insanın yüzüne güldüğüne değil, yokluğunda seni nasıl anlattığına bakılır.

Ama ortak bir özellikleri var:
Güvenilmezdirler!

Sevimcan Kayayurt

Kendi halinde bir iletişim uzmanı

svg

What do you think?

It is nice to know your opinion. Leave a comment.

Bir Cevap Yazın

Loading
svg

Quick Navigation

  • 1

    Sosyal Psikolojinin Çifte Maskeleri: İki Yüzlülüğün Bilimsel, Komik ve Biraz Acıtan Anatomisi