(Final Bölüm) Sabahın ilk ışıkları, yıllardır görülmemiş bir huzurla bozkıra doğdu.Ne karanlık vardı gökyüzünde, ne fısıltılar.Sadece soğuk, sadece sessizlik.Ve bu kez… sessizlik korkutucu değil, kurtarıcıydı. Altay, Kağan’ın kül olmuş kalıntılarının önünde diz çöküyordu. Elinde kalan tek şey, Kağan’ın yere bıraktığı kemikten tılsımdı.Kemiğin üzerine bir şeyler kazınmıştı.Gözleriyle inceledi, kelimeleri tanıdı: “Unutulmak bazen affetmektir.” Altay’ın dudakları titredi.








