sevimcan
Hikayeler1 dk655 okuma

Bozkırda Yalnız Bir Tanrı – Bölüm VII — Adını Kim Hatırlayacak?


(Final Bölüm)

Sabahın ilk ışıkları, yıllardır görülmemiş bir huzurla bozkıra doğdu.
Ne karanlık vardı gökyüzünde, ne fısıltılar.
Sadece soğuk, sadece sessizlik.
Ve bu kez… sessizlik korkutucu değil, kurtarıcıydı.

Altay, Kağan’ın kül olmuş kalıntılarının önünde diz çöküyordu. Elinde kalan tek şey, Kağan’ın yere bıraktığı kemikten tılsımdı.
Kemiğin üzerine bir şeyler kazınmıştı.
Gözleriyle inceledi, kelimeleri tanıdı:

“Unutulmak bazen affetmektir.”

Altay’ın dudakları titredi. Öfke yoktu artık, sadece yorgunluk.
Ve bir şey daha: Sorumluluk.

Arkasını döndüğünde, bozkırın dört bir yanından insanlar geliyordu.
Göçebe klanları, uzak boylar, unuttuğu kardeş halklar… Hepsi korkudan değil, çağrıya gelmişlerdi. Kağan’ın fedakârlığı tüm bozkıra yayılmıştı.
Artık tanrılardan korkmuyor, unutmaktan korkmuyorlardı.

Altay ayağa kalktı. Elinde kemiği kaldırdı. “Buraya geldiniz,” dedi. “Çünkü bir adam korkularını bozkıra bıraktı. Size savaş vaadiyle değil… hafıza vaadiyle geldi.”

Kalabalık sessizdi.

“Kağan öldü,” dedi Altay. “Ama onun korkak olduğunu söyleyen bendim. Şimdi size söylüyorum: O korkak değildi. Korkusunu tanıyan bir adamdı.
Ve korkusunu tanıyabilen bir adam, dünyayı değiştirebilir.”

Kalabalık arasında fısıltılar başladı. İsimler söylendi. Eski isimler. Unutulmuş ölüler yeniden anılmaya başlandı.

Altay başını göğe kaldırdı. Gökyüzünde artık hiçbir karanlık leke yoktu.
Sadece yıldızlar.

“Peki ya senin adın?” dedi yaşlı bir kadın. “Senin adını kim hatırlayacak?”

Altay gülümsedi. Yüzü kırık, yorgun, ama dimdikti.
“Elbet biri hatırlar,” dedi. “Ama gerekirse… ben bile kendimi unuturum. Yeter ki bu bozkır bir daha o karanlığı görmesin.”

Ve o an bozkırda yeni bir söz yayıldı:

“Adını hatırlayan kalmasa da, gökyüzüne bakan herkes onun hikâyesini duyacak.”

Altay, tılsımı toprağa gömdü. Üzerine bir taş koydu.
Taşın üzerinde Kağan’ın adı yazılıydı.
Ama altta küçük bir satır daha vardı:

“Bir isim unutulabilir. Ama bir fedakârlık asla.”

Ve bozkır, yavaş yavaş yeniden nefes almaya başladı.

Gökyüzü temizdi.
İnsanlar yürümeye başladı.
Bir dönem bitmişti.
Ama hikâye… sonsuzdu.

SON

Sevimcan KAYAYURT

Dijital dünyayı, sinemayı, sahneyi ve insanların birbirini neden bir türlü anlamadığını yazıyorum. Artık bir de mikrofonum var.

Bunu da okuyun

Hikayeler1.455 okuma

Kutlama Mesajları, Sessiz Boşluklar ve Anneler Günü

Anneler Günü.Takvimde yuvarlak içine alınmış, markalar tarafından sahiplenilmiş, sosyal medyada topluca duygusallaşılan o gün. Herkesin annesi bir anda “en güçlü kadın”, “en fedakâr insan”, “iyi ki varsın” cümlelerinin merkezinde. Bir yandan da…

Hikayeler740 okuma

Eksik Bir Dünya ile Tam Görünmeye Çalışmak

Acının Takvimi Yokmuş. Bugün dört ay oldu. Takvim öyle söylüyor. Ama yas, takvimle ölçülen bir şey değilmiş.Bunu öğrendim. Acı zamanla azalır sanıyordum.Zaman geçtikçe yumuşar, köşeleri törpülenir, insanın içine daha az batar diye…

Hikayeler559 okuma

Yarın 6 Şubat

ve biz hâlâ “sonra” diyoruz Yarın 6 Şubat.Bir yıl dönümü daha. Takvimde küçük bir sayı değişimi. Hayatta ise kapanmayan kocaman bir çatlak. O sabah saat kaçtı, hatırlıyoruz.Hangi haberle uyandık, hatırlıyoruz.Kime ulaşamadığımızı, kimin…

Bir şey mi diyecektin?