Bunu yazarken kendimi ayrı tutmayacağım.
Çünkü bu yazı “onlar” hakkında değil.
Bu yazı bizim hakkımızda.
Güçlü, ayakta duran, duygusal olarak farkındalığı yüksek, kendi hayatını taşıyabilen kadınlar…
Nedense sürekli duygusal olarak erişilemeyen erkeklere âşık olma hikâyesi hakkında.
Psikoloji buna yumuşak bir isim veriyor: Wendy Sendromu.
Ben biraz daha dürüstçe söylüyorum:
“Ben hallederim” travması.
Wendy Kimdi, Biz Neye Dönüştük?
Wendy, Neverland’de Peter Pan’le yaşayan,
ama aslında:
- evi toparlayan
- çocuklara bakan
- duygusal düzeni sağlayan
kişiydi.
Peter uçarken, Wendy sorumluluk alıyordu.
Bugün Wendy’ler uçmuyor belki ama şunları yapıyor:
- ilişkiyi taşıyor
- duygusal boşlukları dolduruyor
- konuşmayan erkeğin yerine düşünüyor
- kaçanın arkasından “anlamaya” çalışıyor
Ve en tehlikelisi:
Bunu sevgi zannediyor.
Wendy Sendromu Akademik Olarak Ne?
Biraz bilim konuşalım, ama sıkıcı olmadan.
Wendy sendromu genellikle kaygılı bağlanma, aşırı sorumluluk alma ve duygusal parentifikasyon geçmişiyle ilişkilidir.
Yani kadın:
- küçük yaşta güçlü olmak zorunda kalmıştır
- duygusal olarak erken olgunlaşmıştır
- “bir şeyler yolunda gitmiyorsa ben düzeltmeliyim” inancıyla büyümüştür
Bu yüzden kaçıngan erkekle karşılaştığında beyni şöyle der:
“Tamam, zor ama tanıdık.
Ben bunu biliyorum.”
Travma tanıdık olduğu için çekicidir.
Huzur değil, alışkanlık tanıdıktır.
Neden Kaçıngan Erkekler?
Çünkü kaçıngan erkek:
- yarım
- mesafeli
- çözümlenmemiş
Ve Wendy için bu şudur:
“Burada yapılacak bir şey var.”
Güçlü kadınların gizli hastalığı şudur:
Potansiyeli sevmek.
Gerçeği değil.
Olanı değil.
“Olsa ne güzel olurdu” halini.
Ve kaçıngan erkekler, bu projeksiyon için mükemmel boş tuvaldir.
“Ben Güçlüyüm” Yanılsaması
Wendy kadınlar genelde şöyle der:
- “Ben yalnız da gayet iyiyim”
- “Kimseye ihtiyacım yok”
- “Ben her şeyle baş ederim”
Doğru.
Ama mesele bu değil.
Sorun şu:
Her şeyle baş edebildiğini göstermek zorunda hissetmek.
İlişkide bile güçlü olmak,
duygusal ihtiyaçlarını minimize etmek,
“abartmıyorum” diye kendini bastırmak…
Bu güç değil.
Bu yalnızlığa alışmışlık.
İlişkide Roller Nasıl Dağılıyor?
Sessizce, fark etmeden.
Kadın:
- konuşur
- anlamlandırır
- ilişkiyi taşır
- duygusal alan açar
Erkek:
- geri çekilir
- susar
- “bunaldım” der
- alan ister
Ve bir noktada kadın şunu fark eder:
“Bu ilişkide iki kişilik hisseden tek kişi benim.”
Ama yine de kalır.
Çünkü gitmek:
- başarısızlık gibi gelir
- “yapamadım” hissi yaratır
- yarım kalmışlık duygusu uyandırır
Wendy’ler yarım bırakmayı sevmez.
Çünkü çocukken yarım kalan çok şey vardır.
Wendy Sendromunun En Tehlikeli Yalanı
“Biraz daha sabredersem, düzelir.”
Hayır.
Düzelmez.
Kaçıngan bir erkek, isteyerek ve fark ederek değişmedikçe,
hiçbir ilişki onu dönüştürmez.
Ve bir noktada şu gerçek çıkar ortaya:
Kadın ilişkiyi büyütmeye çalışırken,
erkek sadece ilişkiden kaçmamaya çalışıyordur.
Bu aynı hedef değildir.
Wendy Olmak Sevgi Değildir
Bunu en net haliyle yazıyorum:
- Taşımak = sevgi değil
- Susmak = anlayış değil
- Beklemek = sadakat değil
Bunlar çoğu zaman kendini silme biçimleri.
Gerçek sevgi:
- karşılıklıdır
- görünürdür
- iki tarafın da risk almasını gerektirir
Tek taraflı olgunluk, ilişki değil;
duygusal iş gücüdür.
Wendy Olmayı Bırakmak Bir Kaybetme Değil
Wendy sendromundan çıkmak şudur:
- güçlü olmaktan vazgeçmek değil
- kalbini kapatmak değil
- kimseye ihtiyaç duymamak değil
- Yanında büyüyebileceğin birini istemek.
Belki de artık kabul etmek gerekir: Kaçıngan erkekleri sevmek kader değildir. Ama onları taşımaya gönüllü olmak bir tercihtir. Ve her tercih gibi, sonucu da kişiye aittir.
Gerçek yakınlık; sabır maratonu değil, karşılıklı yürüyüş ister.
Kimsenin büyümesini beklemek romantik değil, sadece zaman kaybıdır.
Neverland hâlâ var.
Ama orası bir ilişki yeri değil, duygusal olarak hazır olmayanların sığınağıdır.






What do you think?
It is nice to know your opinion. Leave a comment.