Bunu artık söyleyebilirim:
Ben Peter Pan erkeklerini tanıyorum.
Hatta çoğumuz tanıyoruz. Sadece ilk başta isimlerini bilmiyoruz.
İlk başta onlar “özgür ruh”, “derin”, “farklı”, “annesiyle arası çok iyi” oluyor.
Sonra bir bakıyorsun; ilişkide derinlik gerektiğinde ortada kimse yok.
Sorumluluk konuşulunca hava bir anda soğuyor.
Ve sen, “Bu adam nereye gitti?” diye düşünürken o muhtemelen “kendi alanını koruyordur”.
Psikoloji buna romantik bir isim veriyor: Peter Pan Sendromu.
Ben buna daha sade bir şey diyorum: Büyümemiş erkek problemi.
Anneyle Büyüyen Ama Ayrışamayan Erkek Meselesi
Şunu en baştan ayırayım:
Bir erkeğin annesiyle iyi bir ilişkisinin olması sorun değil.
Sorun, annesinin hâlâ onun duygusal merkezi olması.
Psikolojide buna ayrışma-bireyleşme sorunu deniyor.
Yani çocuk, fiziksel olarak büyüyor ama psikolojik olarak anneden ayrılmıyor.
Anne hâlâ güvenin, regülasyonun, yatışmanın, onaylanmanın ana kaynağı.
Bu şu anlama geliyor:
O erkek duygusal olarak bir kadına yer açamıyor.
Çünkü bilinçdışı düzeyde şu denklem var:
Anne = güven
Yakınlık = risk
Bağlanma = kontrol kaybı
Ve romantik ilişkiler tam olarak yakınlık, risk ve bağlanma içeriyor.
Yani sistem hata veriyor.
Kaçıngan Bağlanma Neden “Cool” Gibi Satılıyor?
Akademik olarak konuşalım ama biraz dürüst olalım.
Kaçıngan bağlanan erkekler duygusal yakınlık karşısında stres yaşar.
Beyinleri “tehlike” algılar.
Bu yüzden geri çekilirler, mesafe koyarlar, soğurlar.
Ama bunu şöyle pazarlamayı tercih ederler:
- “Ben çok bağımsızım”
- “İlişkiler beni kısıtlıyor”
- “Ben bağlanmak için yaratılmamışım”
Hayır.
Bağlanmak için yaratılmamış değilsin.
Bağlanmayı öğrenmemişsin.
Bu bir kişilik özelliği değil, gelişimsel bir eksikliktir.
Ama günümüzde “özgürlük” ve “alan” kelimeleriyle oldukça iyi kamufle ediliyor.
İlişkide Neden Hep Kadın Yoruluyor?
Çünkü sahne hep aynı şekilde kuruluyor.
Benim tarafımda duygular var.
Sorular var.
İlerleme isteği var.
Karşı tarafta ise:
- belirsizlik
- geri çekilme
- “bunaldım”
- “çok beklenti var”
Oysa ortada çoğu zaman aşırı beklenti falan yok.
Sadece yetişkin bir ilişki beklentisi var.
Ve burada akademik olarak çok net bir şey oluyor:
Kadın regüle eden, erkek kaçan oluyor.
Yani kadın:
- ilişkiyi taşımaya
- duygusal boşlukları doldurmaya
- anlamlandırmaya
başlıyor.
Bir noktadan sonra şunu fark ediyorsun:
“Ben bu adamın sevgilisi değilim, duygusal bakım vereniyim.”
İşte ilişki burada bitiyor zaten.
Resmi olarak değilse bile psikolojik olarak.
Ghosting Bir “Kötülük” Değil, Bir Savunma Mekanizması
Bunu da netleştireyim.
Bu erkekler genelde kötü niyetli değil.
Ama yüzleşemiyorlar.
Çünkü yüzleşmek:
- duygusal sorumluluk
- karşı tarafın hayal kırıklığını görmek
- suçlulukla kalabilmek
demek.
Kaçıngan bağlanan erkek için bunlar aşırı zor.
O yüzden konuşmak yerine kaybolmak daha kolay.
Ghosting burada bilinçli bir strateji değil;
duygusal kapasitenin yetmemesinin sonucu.
Ama karşı tarafta bıraktığı etki çok net:
- değersizlik
- kafa karışıklığı
- kendinden şüphe etme
Yani biri kaçarken, diğeri enkaz temizliyor.
Peter Pan Fantazisi Neden Bu Kadar Yaygın?
Çünkü büyümek hiç bu kadar korkutucu olmamıştı.
Belirsiz gelecek, ekonomik güvensizlik, ilişkilerin kırılganlığı derken;
birçok erkek bilinçdışı olarak şunu seçiyor:
“Ciddileşmeyeyim, bağlanmayayım, sorumluluk almayayım.”
Ama hayat ironik bir şekilde şöyle çalışıyor:
Sorumluluktan kaçtıkça, hayatta hiçbir şey derinleşmiyor.
Ne ilişki.
Ne tatmin.
Ne de gerçek yakınlık.
Bencesi;
Başta her şey hafif ve keyiflidir.
Çünkü sorumluluk yoktur.
Ama zamanla kadın şunu fark eder:
“Ben ilerlemek istiyorum ama o yerinde sayıyor.”
Ve bu noktada ilişki ya:
- kadını tüketir
- ya da kadının büyüyüp gitmesiyle biter
Çünkü hiçbir kadın, büyümek istemeyen bir erkeği yetişkinliğe taşıyamaz.
Neverland cazip bir yer olabilir.
Ama orada uzun süre kalınmaz.
Çünkü gerçek ilişkiler uçmayı değil, ayakta durmayı gerektirir.






What do you think?
It is nice to know your opinion. Leave a comment.