Acının Takvimi Yokmuş.
Bugün beş ay oldu.
Takvim öyle söylüyor.
Ama yas, takvimle ölçülen bir şey değilmiş.
Bunu öğrendim.
Acı zamanla azalır sanıyordum.
Zaman geçtikçe yumuşar, köşeleri törpülenir, insanın içine daha az batar diye düşünüyordum.
Olmadı.
Acı taze.
Sanki dün olmuş gibi.
Bazen dün bile değil; sadece birkaç saat önce.
Yas Nedir Biliyor Musun?
Yas, birini kaybetmek değildir sadece.
Yas, o kişiyle birlikte kaybettiğin tüm ihtimallerdir.
Bir daha kurulamayacak cümleler.
Bir daha edilemeyecek telefonlar.
Bir daha sarılamayacak kollar.
Bir daha duyulamayacak bir ses.
Yas, yokluğu kabul etmeye çalışmaktır.
Zihnin kabul etmediği bir şeyi kalbine anlatmaya çalışmaktır.
Ve bu ikisi çoğu zaman birbirine hiç yardım etmiyor.
Bazı Geceler Var
Bazı geceler sabaha çıkmak gerçekten bir mucize.
Saat ilerliyor.
Ev sessiz.
Dünya susmuş.
Ama zihnin susmuyor.
Yatağa giriyorsun ama uyuyamıyorsun.
Uyusan bile rüyanda görüyorsun.
Uyanınca bir saniyeliğine unutuyorsun.
Sonra hatırlıyorsun.
İşte o saniye…
Acı en sert orada vuruyor.
Sabaha çıkmak bir başarı gibi geliyor bazen.
Giyinmek, dışarı çıkmak, insan içine karışmak…
Bunların hepsi küçük zaferler.
Kimse görmüyor belki ama sen biliyorsun:
Bugünü de atlattın.
Yas Doğrusal Değil
İnsanlar sanıyor ki yas bir süreç.
Başlar, devam eder, azalır, biter.
Hayır.
Yas dalga gibi.
Bir gün iyisin.
Ertesi gün hiç beklemediğin bir an, bir koku, bir şarkı, bir kelime seni içine çekiyor.
Bazen gülerken ortasında bir boşluk beliriyor.
Çok güçlü hissederken bir anda dağılıyorsun.
İyileşme sandığın şey, sadece ara vermekmiş.
Ben Nasıl Dayanıyorum?
Benim bir yöntemim var.
Çalışıyorum.
Çok çalışıyorum.
İş benim için sadece para kazanmak değil.
Bir düzen.
Bir ritim.
Bir kontrol alanı.
Hayat kontrolümü elimden aldığında, ben yapılacaklar listeme tutunuyorum.
Mail atmak.
Toplantıya girmek.
Yeni bir proje düşünmek.
Bir şey üretmek.
Çünkü üretmek bana şunu söylüyor:
“Bak, hâlâ buradasın. Hâlâ işe yarıyorsun. Hâlâ hayatın içindesin.”
Çalışmak bir kaçış mı?
Belki biraz.
Ama aynı zamanda bir tutunma şekli.
Bazıları dua eder.
Bazıları yazar.
Bazıları susar.
Ben çalışırım.
Acı ile Yaşamayı Öğrenmek
“Geçer” diyecekler sana.
Geçmeyecek.
Ama şekil değiştirecek.
Sen de değişeceksin.
Acıyla yaşamayı öğreniyorsun.
Onu tamamen dışarı atamıyorsun, ona evin içinde bir oda veriyorsun.
Kapısını kapatmayı öğreniyorsun bazen.
Ama o odanın varlığını hiç unutmuyorsun.
Aynı Yükü Taşıyanlara
Eğer bunu okuyorsan ve sen de birini kaybettiysen…
Bil ki yalnız değilsin.
Geceleri zorlanıyorsan normal.
Sabahları kalkmak ağır geliyorsa normal.
Aradan aylar geçmesine rağmen hâlâ ilk günkü gibi yanıyorsa, bu da normal.
Yas zayıflık değil.
Yas sevginin kanıtı.
Bu bir ceza değil, bir bağın devamı.
Devam Edeceksin
Hayat devam ediyor.
Ben de ediyorum.
Gülüyorum bazen.
Çalışıyorum.
Üretiyorum.
Arkadaşlarımla vakit geçiriyorum.
Kedilerimi seviyorum.
Kahve içiyorum.
Dans ediyorum.
Ama kalbimde bir yer artık hep eksik.
Ve bu eksiklikle yaşamayı öğreniyorum.
Her gün biraz daha.
Yas bitmiyor sadece şekil değiştiriyor.
Ve sadece şunu bilmek lazım;
“Bu kadar acıya rağmen hâlâ buradayım.
Ve bu bile bir mucize.“






What do you think?
It is nice to know your opinion. Leave a comment.