Now Reading: Demokrasinin Dansı: Türkiye’de Seçim Süreçlerinin İletişim ve Davranış Bilimleri Perspektifinden Analizi

Loading
1 Nisan 2024 / Sevimcan KAYAYURT

Demokrasinin Dansı: Türkiye’de Seçim Süreçlerinin İletişim ve Davranış Bilimleri Perspektifinden Analizi

svg172

Türkiye’de seçim süreçleri, sadece oy kullanma eylemiyle sınırlı değildir. Aslında, seçme ve seçilme hakkının ifade ediliş biçimleri, iletişim ve davranış bilimleri açısından oldukça ilginç birer konudur. Gel, bu renkli dünyaya birlikte bir göz atalım!

İletişim ve Toplumsal Normlar:

İletişim, toplumsal normlar ve değerlerle derin bir ilişki içindedir. Türkiye’de seçim süreçleri incelendiğinde, aile büyüklerinin, yerel liderlerin ve sosyal çevrenin bireylerin siyasi tercihlerini şekillendirmede önemli bir rol oynadığı görülür. Bu durum, iletişim teorilerinin temel prensiplerinden biri olan “toplumsal etki” kavramıyla açıklanabilir. Bireyler, çevrelerindeki diğer insanların tutum ve davranışlarını gözlemleyerek kendi tercihlerini şekillendirirler. Türkiye’de de benzer şekilde, aile büyüklerinin veya yerel liderlerin belirli bir siyasi görüşü benimsemesi, genç nesiller üzerinde doğrudan etki yapabilir.

Örnek: Ayşe, ailesinin her zaman aynı partiye oy verdiğini gördüğü için, hiç farklı bir partiye oy verme düşüncesi bile aklına gelmiyor. Böylece, aile normları, Ayşe’nin siyasi tercihlerini belirleyen önemli bir faktör oluyor.

Araştırmalar, aile içi etkileşimlerin ve toplumsal normların bireylerin siyasi tercihlerini belirlemede belirleyici olduğunu göstermektedir.

Davranış Bilimleri ve Seçim Katılımı:

Davranış bilimleri, bireylerin ve grupların davranışlarını anlamak için farklı disiplinlerden yararlanır. Türkiye’de seçme ve seçilme hakkının ifade ediliş biçimleri incelendiğinde, psikoloji, sosyoloji ve antropoloji gibi alanların perspektifleri önemlidir. Örneğin, seçim katılımı üzerine yapılan araştırmalar, bireylerin seçimlere katılma motivasyonlarını, etkilendiği faktörleri ve katılım düzeyini anlamak için davranış bilimlerinin yöntemlerini kullanır.

Örnek: Mehmet, seçimlere katılmama kararı almadan önce yaşadığı ekonomik zorluklar ve siyasi hayal kırıklıkları hakkında bir arkadaşıyla konuşur. Arkadaşının onu ikna etmesiyle, Mehmet sonunda seçimlere katılmaya karar verir.

Araştırmalar, ekonomik koşulların, eğitim düzeyinin ve sosyal ağların seçim katılımını etkilediğini göstermektedir.

Medyanın Rolü ve Algı Yönetimi:

Medya, seçim süreçlerinde belirleyici bir rol oynar ve iletişim bilimi açısından önemli bir araştırma konusudur. Türkiye’de medyanın siyasi süreçler üzerindeki etkisi oldukça güçlüdür. Medya organları, algı yönetimi yoluyla belirli bir siyasi görüşü desteklemek veya eleştirmek için iletişim stratejileri geliştirirler. Örneğin, bir parti, seçmenler üzerinde olumlu bir imaj oluşturmak için belirli bir dil veya semboller kullanabilir.

Örnek: Bir televizyon kanalı, seçim sürecinde belirli bir partiye destek olmak için haberlerini manipüle edebilir veya rakip partiye karşı saldırgan bir dil kullanabilir.

Araştırmalar, medyanın siyasi tercihler üzerindeki etkisinin karmaşık olduğunu ve medyanın siyasi kampanyaları nasıl şekillendirdiğini göstermektedir.

Sosyal Medyanın Rolü ve İletişim Etkileşimleri:

Sosyal medya, Türkiye’deki seçim süreçlerini önemli ölçüde etkiler. Sosyal medya platformları, bireylerin siyasi görüşlerini ifade etmeleri, bilgi alışverişinde bulunmaları ve toplumsal etkileşimde bulunmaları için güçlü bir araç sağlar. Ancak, aynı zamanda sosyal medya, bilgi kirliliği, yanlış bilgi ve ayrışma gibi olumsuz etkiler de yaratabilir.

Örnek: Bir birey, sosyal medyada paylaştığı siyasi içerikle diğer kullanıcılarla etkileşime girerken, aynı zamanda farklı siyasi görüşlere sahip insanlarla tartışabilir ve karşılıklı olarak fikir alışverişinde bulunabilir.

Araştırmalar, sosyal medyanın siyasi katılımı artırdığını ancak aynı zamanda ayrışmayı da derinleştirdiğini göstermektedir.

Türkiye’de seçim süreçlerinin iletişim ve davranış bilimleri açısından incelenmesi, bize toplumun siyasi tercihlerinin şekillenmesindeki karmaşık etkileşimleri anlama fırsatı sunar. Ancak, bu etkileşimlerin sadece yüzeydeki izlerine değil, derinlerdeki köklerine de inmek gerekir. İletişim ve davranış bilimleri aracılığıyla seçim süreçlerini analiz etmek, sadece siyasi tercihlerin nedenlerini değil, aynı zamanda toplumun siyasi katılımını etkileyen faktörleri de anlamamıza yardımcı olur. Bu sayede, daha kapsamlı ve bütünsel bir perspektifle seçim süreçlerini değerlendirebiliriz.

Bu konu özelinde daha fazla bilgiye ulaşmak isterseniz Swanson’ın “Communication and Democracy: Exploring the Intellectual Frontiers in Agenda-Setting Theory” adlı kitabını önerebilirim. Bu kitap, iletişim teorisi ve demokrasi arasındaki ilişkiyi derinlemesine inceleyerek, seçim süreçlerinde iletişimin rolünü ele alıyor ve çeşitli araştırma yöntemlerini anlatıyor. Seçim süreçlerinin arka planında yatan iletişim dinamiklerini anlamak isteyenler için kapsamlı bir kaynak olabilir.

Önümüzdeki seçime kadar oldukça uzun bir yol, verdiğimiz kararların arkasında durmak için yeterince zamanımız olacak. Bu yolda sadece karar vermenin değil kararına sahip çıkmanın da önemini hep beraber göreceğiz.

Sevimcan Kayayurt

Kendi halinde bir iletişim uzmanı

svg

What do you think?

It is nice to know your opinion. Leave a comment.

Bir Cevap Yazın

Loading
svg

Quick Navigation

  • 1

    Demokrasinin Dansı: Türkiye’de Seçim Süreçlerinin İletişim ve Davranış Bilimleri Perspektifinden Analizi