Now Reading: Bozkırda Yalnız Bir Tanrı – Bölüm VI — Gökyüzü Düşerse

Loading
16 Haziran 2025 / Sevimcan KAYAYURT

Bozkırda Yalnız Bir Tanrı – Bölüm VI — Gökyüzü Düşerse

svg221

Gökyüzü, bir yarık gibi açılmıştı. Bozkırın üzerinde, yıldızların yerini karanlığın damarları almıştı. O karanlık, göğe kök salmış bir ağaç gibiydi; dalları sonsuzluğa uzanıyor, her biri farklı bir çığlık taşıyordu.

Kağan ve Altay sessizce yürüdüler. Karların üstünde değil…
Ölülerin kemiklerinden oluşan bir yol üzerinde.

Her adımda çıtırdayan sesler, bir zamanlar adı olan insanların kemikleriydi. Şimdi hepsi unutulmuş, tek bir kütle hâlinde o karanlık lekenin ağzından dökülüyordu.

Altay, titreyen nefesiyle konuştu: “Bu… bu bizim halkımız.”

Kağan başını eğdi. “Evet.”

Altay öfkeyle dişlerini sıktı. “Ve sen bizi onlara bıraktın.”

Kağan dönüp gözlerinin içine baktı. “Biliyorum. Ama şimdi birlikte onların intikamını alacağız.

Gökyüzündeki ağız açıldı. İçinden tahtta oturan bir figür belirdi. Yarı insan, yarı kül. Kağan tanıdı onu.
Kendi oğlu.

Baba.” dedi figür. “Bizi neden bıraktın?”

Kağan’ın dizlerinin bağı çözüldü. “Ben… sizi korumaya çalıştım. Tanrıların fısıltılarından, yalanlarından…”

Ama sen bizi sessizliğe gömdün.” dedi oğul. “Ve şimdi sen de sessizliğe gömüleceksin.”

O anda karanlık gökyüzü düşmeye başladı. Sanki gökyüzü bir kumaşmış da, üstlerine kapanıyormuş gibi. Altay kılıcını kaldırdı ama Kağan elini omzuna koydu.

Hayır. Kılıçla değil.

Kağan yavaşça kemikten yapılmış tılsımı yere bıraktı. Eğildi, parmaklarını yararak kan çıkardı. Kanı toprağa akıttı.

“Beni hatırlamanıza gerek yok,” dedi sessizce. “Ama ben sizi unutmadım.”

Gökyüzü durdu.
Karanlık figür bir an tereddüt etti.
Boş gözlerinde bir anlam kıpırdadı.

Gerçek hatırlamak budur, Kağan. Unutmak değil. Korkmak değil. Kabullenmek.

Altay şaşkınlıkla Kağan’a baktı. “Ne yapıyorsun?”

Kağan, kendinden emin bir şekilde gülümsedi. “Kefaret. Tanrıların veremeyeceği bir şey.”

Gökyüzündeki ağız, ilk kez kapanmaya başladı. Bozkırın kemikleri hafifçe toprağa gömüldü. Çığlıklar sustu.

Ama bir şey daha oldu.
Gökyüzünden bir parça kopup Kağan’ın üzerine doğru süzüldü.

Oğlu.
Kül bedenli, boş gözlü o siluet, Kağan’a sarıldı.
Ve o anda Kağan’ın bedeni kül olmaya başladı.

“Hayır!” diye bağırdı Altay. “Bunu yapmak zorunda değildin!”

Kağan gülümsedi. “Ben… hep yapmak zorundaydım. Şimdi gerçekten özgür olacaksınız.”

Gökyüzü kapanırken Kağan’ın sesi bozkırın her yerine yayıldı:

Unutmak… bazen affetmek demektir.

Ve Kağan yok oldu.

Gökyüzü yeniden açıldığında, sadece yıldızlar görünüyordu.
Altay dizlerinin üzerine çöktü. Gözlerinden yaşlar süzüldü.

Karanlık gitmişti.

Ama bedeli ağırdı.


Devam edecek…

Sevimcan Kayayurt

Kendi halinde bir iletişim uzmanı

svg

What do you think?

It is nice to know your opinion. Leave a comment.

Bir Cevap Yazın

Loading
svg

Quick Navigation

  • 1

    Bozkırda Yalnız Bir Tanrı – Bölüm VI — Gökyüzü Düşerse